Uğraşma

16/11/2009 · Kategori: siir

Uğraşma
Çılgınlar gibi yağmaya başladın yağmur...
Uğraşma boşuna.
Gecenin karanlığını almış olsan da yanına,
Bu soğuk rüzgarı üflesen de ciğerime;
Uğraşma arkadaş!
Uğraşma boşuna...
Ne sen anlatabilirsin hislerimi
Ne de bu dünya tercüme edebilir
Söylemek istediklerimi...
Yalnızım bir anlamda;
Küçücük bir odada
Kocaman bir deniz duygulardan,
Dalgaları sayfalardan....
Issız bir adada, kapıdan çok uzakta...
                                                      cirakkalem

Yorum (yok) Yorum yaz!

Masallar da Acırmış

22/10/2009 · Kategori: siir

Masallar da Acırmış
Seninle şöyle başbaşa boğazı seyredemedik ya...
İstanbul bile ağlattı işte.
Bir teknede tıngır mıngır sallanırken
Ninni dinleyemedik dalgaların sesinden,
Kahvaltımızı paylaşamadık martılarla.
Beyoğlunda süzülemedik,
Galatadan inemedik aşağı şarkılarla.
Adalar vapuru Moda'ya bakarken yan gözle
Bizi bir türlü göremedi..
Masallar acımaz sanırdım.
Bizi göremeden kıskanmış...
İstanbul kalbimde, acıyor işte.
                                                                    cirakkalem


Yorum (yok) Yorum yaz!

Kukla

19/10/2009 · Kategori: siir

KUKLA
Güzel bir gülüş her maskeye yakışıyor ama
Her maske her yüze yakışır mı acaba?
Korkmadan ve çekinmeden yaklaşıp
Yavaşça kaldırmak maskeyi,
Gözlerinin içine bakarken...
Hatta yüzüne dokunmak hafifçe.
Belki dudaklarına.
Ne kadar mümkün?
**
Aramızdaki mesafe ne kadar?
Bir kaç metre mi? Belki bir kaç saat?
Peki ya bir kaç ömürse?
**
Kukla, duy beni...
Şu an oynatan bir el yok seni.
Sahne de senin, oyun da.
Öyleyse kendi sahnende kendi oyununu oyna!
                                                                                        cirakkalem


Yorum (yok) Yorum yaz!

Hayali Sarhoş

13/10/2009 · Kategori: siir

Hayali Sarhoş
Anlamsızca, kadehlere bakarken yakaladım kendimi.
İçinde şarap hayal ettim; içtim içtim...
Sarhoş duvarlarımla kadeh kaldırdım geceye.
Yıldızlar enstrüman şarkıcı olmuş dolunay
Penceremden içeri geliyor sesleri.
Kulaklarım sarhoş, gözlerim sarhoş,
Zihnim bulanık, Kalbim sarhoş!
Gülümsüyor eski dost sırlanmış camdan.
Kendini kaybetmiş, sır olmuş. Üstelik sarhoş!
Bulut getirdi uğursuz, yağmurlar sardı.
Önce gözlerimi, sonra bedenimi.
Boğazım kurudu, bir yudum daha içtim.
Özledim, delice özledim.
Çığlık çığlığa bağırdım odalara; kimse yoktu dinleyen.
Dokunmak istedim, elim acıdı...
Öyle istedim ki;
Boş bir kadeh daha elimde parçalandı.
                                                                                        cirakkalem


Yorum (1) Yorum yaz!

duyurudur.

10/9/2009 ·

Merhabalar blogumun bir elin parmak sayısını geçmeyen sevgili sürekli okuyucuları,

 Kırgınım şu sıralar, kızgınım da üstelik. Yanlış anlamayın, kırgınlığım size değil. Bir internet sitesine.  Bir arkadaşımın orda da yaz ısrarı üzerine tanıştığım bir internet sitesine.
 Son birkaç yıldır tuttuğum blog şu an gözlerinizin önünde. Sizce blog tutma fikri ben de nasıl yerleşti? Kısa bir anı için vaktiniz varsa anlatayım:
 Eskiden kalın kapaklı, kareli bir defterim vardı. Şiirlerimi yazardım. İçimden geçenleri anlatırdım ve dışımdan gelenleri de. Bir gün nasıl olduysa o defter kayboldu. Arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerde "Benim de bir kaç denemem var!" cümlesinin sonuna zavallı bir "dı" eki eklenmişti.  Ben de çeşitli yerlere yazdığım şiirleri tek bir yerde toplayarak bu blogu tutmaya başladım. "blogcu.com" sağolsun bugüne kadar da bi yere gitmedi yazılar. Anlatmak istediğim burası bir sergi alanından çok  isteyene sayfalarını gösterebildiğim bir defter gibi benim için.
 Gelelim şu kızgın olduğum siteye. "hafif.org" 'dan bahsediyoruz. Dediğim gibi bir arkadaşımın isteği üzerine bir yazımı oraya da eklemek istedim. Peki sonuç? "hafif.org" 'dan başka bir yerde yayınlanmış bir içeriği yayınlayamayacaklarını böyle yaparlarsa arama motorlarında alt seviyelere düşeceklerini söyleyen bir mail aldım. Yani "hafif.org" insanların emeklerini yalnızca kendi çıkarları için kullanmak istiyor. Kişiler sitede paylaşıma açtıklarını düşündükleri yazıları aslında "hafif.org"'a teslim ediyorlar ve bu site bu yazıları istediği gibi paylaşabiliyor.
 Sevgili arkadaşlar eğer yorum yapmayı gerçekten istiyorsanız  bana en rahat grandmastersb@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.  Benim yorumumu herkes görsün diyorsanız bu tip haklara çok daha saygılı olan "blogcu.com" ' a bir iki dk içinde üye olup yorumunuzu bırakabilirsiniz.  Bundan daha iyi haklara ve seçeneklere sahip olmadıkça "blogcu.com" ' u terk etmeyi düşünmüyorum. Okuduğunuz için teşekkürler.
                                                                                                                               cirakkalem


Yorum (yok) Yorum yaz!

Yine de?

10/9/2009 · Kategori: siir

Yine de?
Bulutların arkasındaki gök kuşağı olduğunu bilsem,
Otursam ıslak çimlere, hayran hayran izlesem...
Hangi yıldıza çıksam bilmem ki bulmak için seni!
Hangi parlayan sahte ışığa kurban etsem kendimi?
Nasıl bir buluta beyaz oldun bir bilsem.
Milyonlarca sihirli tozun arasından ayıklamaz mıydım seni?
Yalnızca bekliyorum ellerim toprakta ve gözlerim ayda.
Geçiyor zaman seni bir daha görebilmek umuduyla.
Ama nolur, söyle bana...
Eğer seni arıyorsam; gündüz bulutlarda ve gece yıldızlarda,
Yine de gelmez misin kalbimi ıslatan yağmurlarla?
                                                                                           cirakkalem


Yorum (yok) Yorum yaz!

Mermilerde Büyümek

22/8/2009 · Kategori: siir


Mermilerde Büyümek
Kimse duyamadı ayak seslerimi.
Sinsi derdiniz bilseydiniz.
Her gece yürüdüm sokak lambalarının gölgelerinde.
Sessiz ve sakindim karanlık odaların köşelerinde.
Sessizce ağladım, sakince sildim gözyaşlarımı.
Hıçkırıklar uzun süre önce gitti.
Alışıldık bir kabusun ortasından başlamak
Ve yine aynı kabusun tek kurbanı olmak
Üstelik kabusun yaratıcısını tanıyor olmak....
Mendil ıslanmadı bu gece.
Gözyaşları gitmiş;
Sessiz,sakin...
Sokaklarda saklandım.
Her gece başka bir gölge aradım bakmadığını bilerek insanların.
Bakmalarını istedim. Bakmanızı istedim.
Ben saklanırken, siz bulamayansınız.
Aslında o kadar bağlı ki arayan...
O kadar bağlı ki bana.
Birileri geliyor, saklanmalıyım.
Daha önce kaybettim.
Duymadı kimse,duymadınız.
Haykırdım ve bağırdım avaz avaz.
Kimse duymadı çünkü kimse dinlemiyordu.
Kaybedemem bu kez.
Kazanıp dinlemem gerek, bu oyunu bitirmem gerek...

                                                                                                 cirakkalem

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ay'a Notlar (1)

29/7/2009 · Kategori: deneme

Sevgili Ay;
    Neden titriyorsun? Üşüdün mü? Soğuk da değil halbuki... Korktun mu yoksa? Neden? Nasıl korkarsın sen milyonlarca yıldızın arasında? Yoksa aynı sebepten mi benimle? Senin de mi içini kemiriyor özlem?
   Dayanıksızsın vesselam. Çok dayanıksızsın. Efendim? Küstah! Nasıl benim kadar özlediğini iddia edebilirsin? Nasıl söylersin bunu?! Sinirli mi?.. Kusura bakma. Dertliyim, biliyorsun. Kendime acı çektirmek istiyorum bedenimi unutmamak için... Öyle ya bedenim ruhu olmadan ne işe yarayacak? Geceleri gökyüzüne bakmam da ondandır evet. Uçuşurduk çünkü parlak toz zerreleri gibi gecede, geceye doğru. Sen de kıskanırdın gerçi. Nazarın değdi herhalde. Yo hayır. Nazarın değmedi öyle değil mi? Sen de seversin bizi.
     Söz veriyorum eski dostum bir gün öyle bir çıkacağız ki gökyüzüne onunla... Yükselip yükselip seni geçeceğiz ve sonra gökyüzünü de.. Ne bir toz zerresine saklanacağız ne de karanlığa. Ben ona, o bana... Görüşmek üzere Ay, kendine iyi bak..
                                                                                                                         cirakkalem


                                                              

Yorum (yok) Yorum yaz!

büyülü şehir

12/7/2009 · Kategori: siir

Büyülü Şehir
Sisli bir İstanbul sabahı geleceksin şehre.
Tam da boğazla sevişirken ineceksin sisten.
Önceleri rahatsız olacaksın sesten.
Sevmemek kolay gelecek önce bu koca şehri.
Ardından toz tutmuş yeşili çekecek seni.
Gizlice tepelere çıkacak,
Denizin doldurduğu siluete gözlerini dikeceksin.
Her vapur seni çağıracak sanki.
Karşı koyamayıp bineceksin.
Bir İstanbul sabahı vapurda
Çay kaşıklarının şıngırdayan sesine aşık olacaksın.
Bir martının gelip seni süzmesi rahatsız etmeyecek artık.
İnsanların şehrin büyüsüne kapılıp neler yaptığını göreceksin sonra.
Birden ezan sesi duyulacak bir kulağında,
Derken diğerinde de...
Bir kaç saniye sonra büyüleyecek
Birbirini takip ederek çınlayan şehir seni...
Aşık olacaksın ardından.
Milyonlarca başka insanın aynı tencerenin kapağından süzülen
Su damlacıklarına ne kadar çok benzediklerini fark edeceksin
Ve bunu seveceksin.
Bir tabloya baktığına İstanbul geçecek aklından...
Dinlediğin şarkılar, okuduğun kitaplar...
Hepsi İstanbul diye haykıracak sana...
Sonra bir gün kız kulesinin ardında batan güneşi gördüğünde aşık olacaksın...
Hapsolmuş prensesi kıskanacaksın tüm gece,
Adaların birbirleriyle oynayan ışıkları seyrederken.
Git diyecek içinden bir ses buralardan,
Onu susturacaksın fark etmeden.
Bir gün aşık olduğun kadın çıkacak karşına İstanbul'u izlerken.
Yalnız gezen her kayık ve
İki kişinin doldurmadığı denize bakan her bank dert olacak içine...
İnsanların içinde onu arayacaksın,
Herkesin yüzüne bakacaksın yine de onu bulamayacaksın...
Her manzara gördüğün başka bir keşke olacak.
İstanbul'un siluetinde onu göreceksin, uzanmış...
Ve terk edeceksin bu büyülü şehri.
Doğduğun yerin birkaç adım uzağından.
Ne o seni hatırlayacak ne de sen onu...
                                                                                       cirakkalem


Yorum (yok) Yorum yaz!

seninle başlasın zaman

8/7/2009 · Kategori: siir

Seninle Başlasın Zaman
Havam kararmış yine, dünyam dönmeye devam...
Saatler sarkaçlarını döverken, rüzgar saçlarına sarılmaya devam ederken..
Teninin kokusunda hapsolsa zamanım, her nefesim.

Kalbim sarhoş mu ne? Acı bir tatla kıvrandı sanki içim...
Aynalarda kaybolmuşken, duvarlarla arkadaşken..
Şarabında boğulabilsem bir üzüm olup, tadına karışabilsem.


                                                                                      cirakkalem

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım