yolculuk

11/2/2009 · Kategori: siir

Yolculuk
Bu sabah özleme katlanamadım.
Seni görmek için yola çıktım.

Güneş doğuyordu sol tarafımdan.
Halbuki hep geceydi seni bana anlatan.

Yıldızlı ve dolunay dolu bir gece.
Bir de düşler arasında sallanan bilmece.

Gerçekle kavga edişlerim vardı hani.
Hayal diyerek yutkunuyordum sürekli.

O günleri yaşamak ne kadar da zordu.
Bir bilsen sevgilim, hayat denen umudu.

Yola çıkalı neredeyse beş dakika olmuş.
Sanki zaman kol saatimde sıkışmış!

Geçse ya doya doya kilometrelece.
Ben de kendimi görsem yoldaki çizgilerde.

Elimde biletim, otobüs camından bakarken;
Biliyorum, mutluluk ıslatacak gözlerimi erkenden.

Ha bir de mektup var senden tabii.
"Gel." diyorsun, "Özledim seni."

Acaba gidip şöförle mi konuşsam?
"Çabuk!" desem, "Özlemiş bekleyenim."

Derken camda yansıma dile geldi:
"Ne yapacaksın varınca?" dedi.

Kalbimi parçalayıp neşemi kırarak gülüyordu.
Şu eski otobüs ise hala yavaş ilerliyordu.

"İnsem mi?" diye sordum kendime bir an.
Öyle ya çocukluk dönemi  geçmişti zamanın.

Halbuki tüm planlar günler öncesinden hazırdı işte:
Mütevazı bir tatil ve hatıra dolu rüyalar dönüşte.

Bez bir çadırım vardı benimle gelen.
Yağmur yağarsa hemen üzerine  naylon...

Hem korunaklı bir yerde rüzgar etkilemez ki.
Havada bozuyor, fırtına çıkmasa bari.

İşte vardı otobüs, yine zamansız.
Neyse ki korkmuyorum,bu bizim düşümüz.

Bekle,seni birazdan bulacağım.
Uzaktan izleyip "Merhaba." diyeceğim.

Her bir dakika bir adım atarak,
Heyecanıma heyecan katarak..

Her adımda tekrarlayıp,
"Sevgilim." diye sayıklayıp.

Omzuna dokunurken döneceksin.
"Merhaba." diyeceksin.

Titreyecek sevinçten ellerim,
Büyülenirken yorgun gözlerim...
                                                                         cirakkalem



Yorum (yok) Yorum yaz!

Martı

6/2/2009 · Kategori: siir

Martı
Bu gece size bir masal anlatmak istedi gönül.
Bir varmış bir yokmuş diye başlayan.
Zamana hapsolmuş bir cesur martı varmış.
Kanatlarını açınca deniz altına sığarmış.
Gözlerini açınca kara bulut yağarmış.
Üzgünmüş martı.
Onca yol gidermiş ama kanadının tüyleri acırmış hep.
Işıkla yarıştığı günlerde gözlerinden yaşlar akarmış.
Hep bir tek anlam doldururmuş gözlerini.
Dolu dolu özlem kabartırmış tüm tüylerini..
İşte bu martı bu yüzden
Ddüşünmeden yermiş kendisine atılan simidi.
Düşünmeden bırakırmış rüzgara kendini.

Zamana hapsolmuş bir cesur martı varmış.
Bir gün bir dalga ona doğru yaklaşmış.
Islatmış damla damla ağırlaştırmış.
Rüzgar bir ters esivermiş, martı yuvarlanmış.
Tuzlu güllelere doğru gagasını açmış.
Öyle hızlı girmiş ki suya; herkes kıskanmış.
Suyun dibinde görmüş...
Göz yaşı denize dökülmüş
Ve martı  dalga olup mutluluğa karışmış.
                                                                                                     cirakkalem


Yorum (yok) Yorum yaz!

bir şeyler farklıydı

4/2/2009 · Kategori: siir

Bir Şeyler Farklıydı
Uyudum yine dün gece daha öncekilerde olduğu gibi.
Bir şeyler farklıydı sanki ama anlayamıyordum yine.
Kör oluyordu gözlerim her bir yıldızın aydınlığından.
Tüm bunların dışında, farklı olan başka şeyler vardı sanki dün gece.
Her geceden daha bir başka, gözlerimi kapadığımda biliyordum.
Haykırıyordu göz kapaklarım...
Eksik bir şeyler vardı ama ne?
Bir şeyler farklıydı ama ne?
Odama şöyle bir baktım; yıllar ne çabuk geçmiş.
Sonra teker teker saydım:
Terlikler, bir bardak su, yastığım yerinde...
Ölüp ölmediğimi kontrol etmek için nabzıma baktım hatta.
Her geceki gibiydi, bir şeyler eksikti ama bu sefer farklıydı işte!
Yorganımı çektim, yastığıma sarıldım yine.
Sessizliği kontrol ettim bir an; hiç değişmiyordu.
Farklıydı bir şeyler, biliyordum.
Ellerime baktım, titrediklerini sandım.
Titremiyorlardı, öylece duruyorlardı.
Onlar da alıştılar eksikliklere  ama dün gece başkaydı işte...
Biliyordum farklı olduğunu o gecenin.
Her gece gibiydi, yanında olamamıştım yine.
Ellerim soğuk çarşaftaydı ellerin yerine.
Boynuna dayayamadım burnumu bir soluk için.
Saçların değmiyordu yüzüme.
Kıvranıp durdum yine...

Şimdi hatırlıyorum sevgilim...
Bir geceliğine de olsa
Dün gece; beni terk etmiştin.

                                                         cirakkalem



Yorum (yok) Yorum yaz!

Ben Bir Hayal Kurdum

7/1/2009 · Kategori: siir

Ben Bir Hayal Kurdum
Bir bardak suya boşalttım kendimi.
Çalkaladım iyice.
Köpürdüm, köpürdüm ve duruldum işte.

Bir yudum al benden.
Sıcağımdır belki, önce üfle.
Paylaş beni, sıcacık nefesinle.

Bak yine oldu, köpürüverdim.
Sakın korkma, yaklaş bana,
Heyecanlandım işte.

Gözlerini kapa, dudaklarını yasla.
Birkaç damla dökülmüş; 
Boşver, önemseme.

Sonunda buradayım,
Sarıyorum seni, yaşıyorum sende...

Bir hayal kuruyorum;
Bir bardak su oluyorum.
Doluyorum doluyorum,
Sende taşıyorum.
Seninle yaşıyorum.
Dudaklarını değil,
Kanını paylaşıyorum....
                                                  cirakkalem





Yorum (yok) Yorum yaz!

yağmur

7/1/2009 · Kategori: siir

Yağmur
Dolaştım bugün İstanbul'un ıslak sokaklarında.
Gökyüüne bakmamı sağlayan şarkılar söyledim bağıra bağıra.
Sırılsıklamdım, yürüyordum.
Tek bir damlayı bile incitmiyordum.
Ayaklarıma sular doldu sonra,
Umursamadım,güldüm kahkahalarla.
Derken dizlerimde fark ettim o garip hissi.
Islatmıştı yağmur pantolonumu sinsi sinsi.
Birden düşüverdim suya.
Susamıştımda; içtim kana kana.
Şimdi de hasta geziyorum evde.
Çorba da var yatak da sevgilim sakın üzülme.
Hiçbirini kaçırmadım işte bak hepsi bende.
Daha çok parça getirsinler senden, bulutlara söyle.
Sen sen dolayım, dolup dolup taşayım yine.

                                                                                         cirakkalem


Yorum (yok) Yorum yaz!

OTOBÜSTEKİ KIZ

1/11/2008 · Kategori: hikaye

Otobüsteki Kız
          
     Eski bir otobüs gördü. Levhasına bir göz attı, gideceği yere gidiyordu, bindi. Körüklü otobüsün arkasına doğru ilerledi. Bu genç adam körüğün hemen arkasında durmayı ve otobüsün virajları alışını izlemeyi seviyordu besbelli. Oturacak yer var mı diye bir süre koltuklara baktıktan sonra ayakta kalacağını fark etti ve camın önüne geçti.
     Karanlık yeni yeni geliyordu İstanbul sokaklarına. "Karanlık bile yutamıyor bu koca şehri." diye düşündü genç adam. Körüklü, oldukça eski belediye otobüsünün şoförü dar sokaklarda ustaca ilerletiyordu kullandığı aracı. Bu işi uzun süredir yaptığı belliydi. Bir durak geçiyordu otobüs, ardından bir durak daha ve sonrasında bir durak daha... Gideceği yere daha kaç durak olduğunu her defasında hesaplayan genç binen ve inenlere de dikkatlice bakıyor, her birini ayrı ayrı süzüyordu.
     Aydınlatılmamış bir duraktan daha biri biniyordu işte otobüse. Kızda ilginç bir şeyler olduğu belliydi. Sanki gece tüm yıldızlarını bu kızdan çekindiği için saklamıştı. Işıksız bir gece kadar duru ve güzeldi.
     Genç adam rahatsız edebileceğini fark etti, kafasını cama çevirdi. Bir sonraki durağa oldukça yol vardı. Üstelik trafik yolu on kat daha çekilmez hale getiriyordu. Gözünün önünden geçen ışıklar gitgide uykusunu getiriyordu; o da çözümü otobüsün içine bakmakta buldu. Birden kızı hatırladı. Ardından kendine itiraf etti, aslında hiç unutmamıştı. Gözleri otobüsün içinde kızı aradı. Arkasını döndü... Kız hemen arkasındaydı. Kısacık bir göz temasından sonra genç adam tekrar dışarı bakıyordu. Şaşırmıştı, biraz da utanmıştı belki. Birkaç dakika sonra şaşkınlığını üzerinden atıp kızla tanışmak istediğine karar verdi. Peki ama bunu nasıl yapacaktı? Az önce düşündüklerini duraksamadan söyleyebilecek miydi? Cesaretini toplayıp arkasını döndü.
     Kıza kısa bir süre daha bakıp tam olarak emin olduktan sonra "Merhaba." dedi. Kız önce hafifçe tebessüm etti ve "Merhaba." dedi. Kızın sesi de kendisi gibi duru ve güzeldi. İnsanı dinlendiriyordu adeta.
    "Nasılsın?" diye sordu genç adam.
    "İyiyim ya sen?" dedi kız.
     Sanki yıllardır tanışıyormuşçasına konuşuyordu kız ve gözlerinin içinde rahatlatıcı bir gülümseme vardı. Genç adam bu durumu sevmişti ama henüz aklından geçenleri anlatamadığı için tedirgindi hala.
    "Şey..." dedi genç adam. "Tanışıyor olabilir miyiz?"
     Halbuki bunları söylerken daha önce bir kere bile karşılaşmadıklarına yemin edebilirdi.
    "Kim bilir belki de. Ama tanıdığım insanları kolay kolay unutmam."
     Genç adam çok şaşkındı. Kızın tüm bunları söylerken takındığı tavır ve yüzünden silinmeyen o hoş ifadesi çok hoşuna gitmiş, bir anda rahatlatıvermişti.
    "Biliyor musun gerçekten çok güzelsin ve sana bakmaktan alıkoyamıyorum kendimi."
     Olmuştu işte. Söyleyivermişti. Nasıl yapmıştı bunu bilmiyordu ama olmuştu sonunda. Bir an otobüsten inmeyi düşündü ama inemedi. Camdan dışarı baktı bir iki saniye, dayanamadı tekrar döndü.
    "Teşekkür ederim." diyerek gülümsedi kız.
     Artık otobüsten inmeyi düşünmüyordu genç adam. Son durağa kadar durabilirdi. Otobüstekilerin de hiç bir önemi kalmamıştı artık. İnenler, binenler... Onun için tek önemli olan karşısında duran kızdı. Aşık olmuştu ona.
     Trafik de onlara yardımcı oluyordu elbet. Bir saat sürmesi gereken yol uzamış, iki buçuk saat olmasına karşın daha yolun ancak yarısına gelebilmişlerdi. Dakikalarca konuştular. Arada bir karşılıklı gülüşüyor ve birbirlerinin gülümsemelerini izliyorlardı. Genç adam mutluluğun ne olduğunu yeni öğrendiğini düşünüyordu. Kız da öyle. Konu konuyu açıyor gittikçe koyulaşan sohbet ikisi arasında hoş bir yakınlaşma yaratıyordu.
     Bir durak geçti, bir durak daha... Annesinin elinden tutan bir çocuk kapının önünde dururken genç adamı izliyordu. Dayanamadı, sordu: "Anne! Bak abi kendi kendine konuşuyor!"
                                                                                                                cirakkalem


Yorum (1) Yorum yaz!

BAHAR ŞARKISI

26/10/2008 · Kategori: siir

Bahar Şarkısı

Yine öylesine bir bahar şarkısı var içimde.
Tüm olanların ve şu soğukların aksine.
Nefes alabiliyoruz hala, hatta ay tepemizde.
Mutluyum, biliyorum; özlerdim seni duyabilsem de.
Kokun karışıyor düşen damlaların sesine.
Saçlarına değip gelmiş rüzgar -ah!- bir daha esse!
İşte! Beni benden alıyor, karışıyor nefesime.
Yine öyle mevsim bahar ki içimde!

Konuşuyor rüzgar, dinliyorum sessizce.
Uyumak yasakmış ışıksız gecelerde.
Korkmalıymışım karanlık köprülerde ve tünellerde.
İçimde yaşamalıymış bu canavar bir süre,
O güzel,sen dolu hayal mevsimimle.
Uyumam gerekirse; günlerce, gecelerce...
Yine öyle bir mevsim var kalbimde.

Yine sen dolu, bahar şarkısı dolandı dilime...

                                                                                                          cirakkalem


Yorum (yok) Yorum yaz!

SENSİZ UYANDIM

28/9/2008 · Kategori: siir




Sensiz Uyandım

Sürrealist gecelerimin kırık sabahlarında,



Senin hayallerine bakarak uyandım hep.



Dağılan çarşafın üzerinde sıcaklığın vardı sanki.



Elimi götürdüm her sabah saçlarına,



Her telini hatırladım ayrı ayrı...



Perdeleri açamadım ve
cama düşen gölgeler göremedim o sabahlarda.



Uyudum, uyandım; sen dolu sensiz sabahları,
gecelerime karıştırdım..." 

                                                                             cirakkalem


Yorum (yok) Yorum yaz!

GÖZLERİME KAÇMIŞ

21/9/2008 · Kategori: siir

GÖZLERİME KAÇMIŞ

Asfalt yolsa ben serseri,
Sayıyordum tek tek çizgileri.

Bir kapı gördüm hayali,
Dalıverdim heyecanla içeri.

Bir efsun aldı beni.
Boğazımdan nefesimi çekti.
Tenime değdi, kanıma girdi.

Bulutlar sarıverdi gözlerimi.
İzliyorum, ya göğü ya yeri.

Yağmurda sevgililerin o hoş seyri,
Benim için bir felaket şimdi.

Mesafe; ciğerimle ağız arasındaki,
Uzuyor, doluyor hıçkırıkla içi.

Canavar bulutların koca dişleri;
Yaralar mı böyle saf, beyaz düşleri?

Damlalarca ruhuma işleyen,
Sel gibi boğan beni.
Sen kadar büyü,
Gözlerime kaçmış sanki.

                                                               cirakkalem


Yorum (yok) Yorum yaz!

bileklerimde kan

16/8/2008 · Kategori: siir

BİLEKLERİMDE KAN

Bileklerimde kan...
Nefesimde sen..
Ah şu gözlerini aklımdan bir çıkarabilsem.


Kazsam ölene kadar,
Ölmeden öpsem seni.
Ah şu tenine bir dokunabilsem.

Kendimi yaralayıp duruyorum.
Gözyaşlarımla siliyorum.
Dusuyorum susuyorum...


Yıldızlar gelmiş geceme,
Uçuşan sinekler gibi.
Defolun gidin başımdan.
Ayrılın  tertemiz karanlığımzdan.

Şşşt! Susun susun!
Fısıldamayın kulağıma tekrar.
Farkındayım her şeyin.
Kalıcı bu yakıcı rüzgar.


Beyaz kağıtlara çizsem seni.
Baksam baksam öpsem seni.
Yine de bana yetmez ki.
kokun yokken öpüşmeye değmez ki.


Saatlerce sussam,
saatlerce sarılsam.
Gözyaşlarıma karışıp
Saçlarına dökülsem.
Kıvrılsam boynundan aşağı.
Terine karışsam birden.


Kulaklarına konuşsam
Masallar anlatsam.
Elim yüzünde gezerken
Ne dediğimi unutsam.


Yanımda uyusan,
Kokun bana karışsa...
Derin bir nefes alıp senden.
Sonsuza dek uyusam.


Hayır susun, karışmayın bana.
İçimdeki binlerce ben;
Hapsetmeyin kalbimi zindanlara.
Sakın dokunmayın hayallerime,
Onu örten karanlığıma...

                                                         cirakkalem





Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım